Bileklerime Uçurum Saye...

Bileklerime Uçurum Saye...

Geceye çadır kurmuş sesinin
İki koy arası -yüzün- dizesine vurgun doğuşu,
Dokunup terk edişi.
Neden zehrinin artçı sarsıntıları arasında
Aklım yitik
Hislerimi de yitirsene!
Ellerimi azalt ellerinden.
Bak neşterin sırtına!
Bakışların alıp da
Delik deşik kör kütük sarılıp hoş olmak da
Güzü müjdeleyen şiirlere dahil değil mi zaten.
Göğsüne koloniler kurmuşluğu
Hüzün hüzüne bir demlik şarabın.
Tüm düş'üşlere ısmarlanan bilet arkasına
Engellere dans etmeyi öğret yazmıştı karası hayatımın.
Ve hissetmiştim,
Sen hayatımın karasını kıran rüzgârın güz cephesi.
Farketmiştim senin olduğunu
Duyar gibiydim efsanevi bir hikâyeye düşeni
O yüzden susma hakkımı kullandım.
Dar bilinmeyenli denklemlerine iliklenmiş düğmelerini çözüyorum,
Kâinatın tüm sarılma hevesi sende toplanmış
Sen yine habersiz
Sen zaten benden habersiz
Aslı buydu mevzunun.
Sayeʼnde bir kaldırım kurup
Morga kaldırdım tüm düşüncelerimi
Yeniden ezberledim çizgilerini
Nefessiz bırakana dek
Sokak lambasının ciğerlerime saldıran oksijenini.
Yıldızları soluyorum şimdi.
Boynumun omzumla asla buluşamadığı sokakta
Ölü kırlangıç kimsesizliği var.
Bir yakamoz sığınağının iç çekişi kulaklarımda,
Yüzünün gece hâline susuyorum, duyuyor musun.
Duy-ama
Bir çocuk sesine takılan yıldız gibi sarıl ellerime.
Bir karış toprağa güvercinler eken
Çocukluğundan gülümseyen sesine
Veryansın suskunluğum.
Ay yolları sevişirken kalbin hazan yanından
Alnımı öptüğün her ânın
Kuru sıkı gülleri şakağında.
Şiiri herkes doğurur, sen hiç katili oldun mu?

 

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ