Geleceğin eğitim dili: STEM+A / Ulaş KESKİN yazdı.

Geleceğin eğitim dili: STEM+A / Ulaş KESKİN yazdı.

GELECEĞİN EĞİTİM DİLİ: STEM+A

​Yirminci asrın ikinci yarısından itibaren hız kazanan küresel gelişmeler, teknolojik ve bilimsel anlamdaki değişimler, ülkelerin eğitim sistemleri üzerine yeniden düşünülmesi ve yapılandırması gerektiği sonucunu doğurmuştur. Bununla beraber problem çözme yeteneğine sahip, sorgulayan ve bilimsel çözüm üreten bireylere ihtiyaçduyulmuştur.  Ortaya çıkan bu ihtiyacın çözümü ise STEM eğitiminden geçmektedir. STEM, “Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik” kelimelerinin İngilizce baş harflerinin bir araya gelmesi ile oluşturulmuş bir kısaltmadır. Sistem; bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik disiplinlerini bir arada kullanarak günlük problemlere çözüm üretebilen bireyler yetiştirmeyi hedeflemektedir. Böylelikle birbirinden bağımsız gibi düşünülen bu disiplinler bir arada kullanılarak topluma ve insanlığa fayda sağlayan, sorgulayan, bilimsel düşünme yetisine sahip, inovasyonla dolu bir eğitim süreci sağlanmaktadır. 

​Eğitimcilerin çoğunluğu bugün STEM eğitimini sadece Fen Bilimleri ve Matematik gibi alanlara ait olduğunu düşünseler de bu görüş ne yazık ki isabetsiz bir düşüncedir. Zira STEM eğitimi topluma değer katma, insanlığa fayda sağlama gibi üst kazanımları içinde barındıran bir eğitimdir. Örneğin akıllı bir baston üretimi görme engelli pek çok insanın gündelik hayatına kolaylık sağladığı gibi tespit edilensoruna çözüm üreten bireylerde farkındalık ve duyarlılık da oluşturmaktadır. Bu bakımdan incelendiğinde STEM eğitiminin proje aşamasında faydalandığı disiplinlerden çok daha büyük bir boyutta etkisi olduğu görülecektir. 2021 yılı STEM çalışmaları MEB tarafından “sürdürülebilirlik” teması üzerine belirlenmiştir. Bu minval üzere ortaya konacak her proje, gelecek kuşakların bilimi ve mühendisliği yaşadığımız dünyaya duyarlı şekilde kullanması adına büyük bir adım olacaktır. 
​ STEM eğitiminin her ne kadar teknolojik ve ekonomik kaygılar ile ortaya çıktığı söylense de bu görüş doğru olmakla birlikte son günlerde bir “zorunluluk” halini de almıştır. İçinde yaşadığımız koşulları düşündüğümüzde küresel ısınmanın günden güne kendini hissettirdiği, yer altı kaynaklarının tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu bir süreçte STEM, gelecek kuşakların bu sorunlarla baş etmelerinde ve çözüm üretmelerinde önemli bir role sahiptir. Böylelikle STEM, öğrencilerin yaşam becerilerine katkı sunan, derinlemesine öğrenmelerini sağlayan ve onlara farkındalık katan çok boyutlu bir öğrenme süreci yaşatmaktadır.

​STEM, tüm bunların yanında “Kardeş Okul” anlayışını da yeniden yapılandırmıştır. Yani Türkiye’deki bir öğrenci gündelik hayattaki bir problemi tespit edip yurt dışından seçilmiş bir “Kardeş Okul”daki arkadaşı ile bu probleme ortak çözüm üretmeye çalışmaktadır. Böylelikle karşılıklı fikir alışverişinin yaşandığı, farklılıkların ortadan kalktığı, heyecan dolu bir süreç ortaya çıkmaktadır. Son tahlilde her bir öğrenci insanlığın ortak problemi üzerine bilimsel ve evrensel açıdan bakma becerisi kazanmaktadır.  

​STEM+A kısaltmasındaki “A” ise “art” yani “sanat”ı temsil etmektedir. Sanatın yaratıcılık ve kurgu düzlemi ile birleşen projeler çoğu kez hayallerin sınırlarını zorlamaktadır. Mars üzerinde topraksız tarımın nasıl yapılabileceğine ilişkin öğrencilerin ürettikleri projeleri gördüğümde büyülenmiş, hayal dünyalarının ne denli geniş olduğunu bir kez daha anlamıştım. Üretilen projelerin tescillenmesi aşamasında ise öğrencilerin iletişim becerileri ön plana çıkmakta. Çağımızın iletişim çağı olduğunu düşünürsek üretilen bir projenin sunumu en az sunumun içeriği kadar önemlidir. Bu hususta STEM’in her bir disiplin ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilgisinin olduğu ortaya çıkmaktadır. 

​Sonuç yerine STEM çalışmalarının ülkemizde günden güne hak ettiği değeri ve rağbeti görmesi sevindirici bir durumdur. Öte yandan “sürdürülebilirlik” temasının ortaya çıkaracağı ürünleri görmek için şimdiden sabırsızlanıyorum.  

​Sitem yerine ise biz eğitimcilerin –ister fütürist olalım ister olmayalım- dijital dönüşüme ayak uydurması, basmakalıp öğrenim yöntemlerini terk etmesi ve geleceğin eğitim sesine kulak vermemiz gerekmektedir. Başka bir ifadeyle çocukların hayal güçlerine, yaratma ve sorun çözme becerilerine daha fazla beyin teri akıtmamız gerekmektedir. Hem de hangi branştan olursak olalım!

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ