Hüseyin Peker’in kaleme aldığı son şiirler…

Hüseyin Peker’in kaleme aldığı son şiirler…

Usta şair Hüseyin Peker, kaleme aldığı son üç şiiri Edebi Meclis okurlarıyla paylaşıyor.

 

SONUMA KADAR

 

tekne sayımız kaç?

diye sorulduğunda her şey altüst

denizi, fırtınayı karşılasa da bedenim

üç günden fazla terk etme sevdiğini

 

mezarlığın önünden geçiyoruz

ekmek bile yasaklanmış

ayaklarımız zincirli

yüzlerce gemiyi parçalamış

kötü rüzgarlardan geliyoruz:

evde kavgalar, tabak çanak kırılmaları

sert kayalıklarda yarasa görmüş biriyiz

vitrin evlilikler böyledir işte!

koşullar erir, dalgalar gürleşir

yaşam köpürür, dersi dinlemek istemeyen

çıkar gider dersten,

bir dokunuşu gözyaşını akıtmaya yeter!

 

denizi görmeden seven biriydin

ses çıkarmadan bağırmayı bilen biri

ondan yemek, ütü beklerdin

boyuna zehirli ilaçlar bekletti sana

gittin kapısında öyküsünü anlattın akşamları

yazdığın şiiri ezberlettin

şimdi mahkum kartı elinde

sabır kahramanı sensin

kürek çek, açıl bu kıyıdan

balık da sensin, avlanan da bu bitişte!

gelin arabası gibi süslediğin

bir yaşam var önünde

kül odalar, bir de ateşten pencere

kırıntılara böldün kendini

çocuklar üzüldü

seyrek sakallar kaldı sana

gözyaşı dökmediğin bir düğün

çadırında tuttuğun günlükler var yeryüzünde

 

bavulundan oyuncak çıkar

oyun oynadın sen evlilik yerine

bağında üzüm mü kaldı dersin?

suya çarpan tek tekneden

yüzme bilmediğin denizde batıp çıkma

buz tuttu, tekneye verdiğin soylu isimden 

 

 

BASTON EĞİTİMİ

 

mirasımı aldım, babamın doğru kadehi

sarı gösteren şarabını, çömlek altın niyetine

mirasımı aldım ve suçluluk hissetmedim

tuz, biber, yağ, şarap yerinde mi?

yön bulmakta güçlük çekmeden

dilenci, kaçak işçi görüntüsü versem ne ki?

tuzunu yanında taşı diye öğretmişti babam

üç odayı birleştirdim, kapıyı çivilemiştim

gelecekten umutluyum şimdi, tepkisini gözledim 

dipsiz uçurumların, babamın bağ evinde

bir halı içinde yuvarlanıyorum

bu benim firar haritam

kaçış yolları arıyorum bu kara düzenden

aşağıdan yukarı makarayla çekiyorum kendimi

şeytanla akraba

ben bu şehirden hiç çıkmadım

burada doğdum, burada öleceğim tuz lambaları eşliğinde

mor salkımlarıyla kendimi iptal ettim

belleğini balıklara yem yapmış

kaza masallarına inanma, ben ölmedim

bir tiyatro sahnesi ötesi

ya oyna, ya iç elbiseni giy; bereni, atkını tak

sabahın beş buçuğunda işe başla

delilik sınırına ateş et

ben senin attığın şamarla büyüdüm baba!

şimdi gel de ekmeğimi yar, bana kaçış yolları ara

birinde prova yapıyorum bıraktığım sahnenin

birinde gel sen oyna

mirasımı aldım, biz buymuşuz bir bakıma!

 

görmeyen hocalardan eğitim aldım

'besabes'  deyip durdum arnavut rüzgarımla

yani dişe diş, işkodra ufuklarında

kör olanın yön bulması budur işte!

çıkan yangın bizi ısıtmıyor

körlerin yüzde doksanı,  sese aşık olur

ben senin sesinden kara çaydanlıkla 

odun ateşinde çay demledim, gelirsin diye

demir örerek yarıştım hayatla

gelmedin!  kınında bıraktın biriktirdiğin kılıçları

iki yıl halatçılık yaptım, gelmedin boşuna

 

baston eğitimi alıyorum baba

gittin gideli yürümeyi kaybettim ben

belki bombalar düşüyor, mülteciler gününde

bu kadar insan birikmez deniyor kamplarda

eğitim almıştık görmeyen hocalarla

şimdi üç adayı birleştirdim içimdeki

biri sen, diğeri yine sen, bir de ben!

üç oda varsa içimde ikisinde sen!

mor salkımlı bir pencerenin içinde

etrafımda dönüyor türkçe'nin gölgeleri

o bir salkım koparıp bana öğrettiğin uçuş iptali:

gitme derdin kriz tavrıyla

gitme kal tünel çıkışlarında

gardiyanın elinden kap anahtarı!

insanı kendiyle tanıştır derdin, unuttun mu?

kelimeye, sese, renge dönüşmüş olarak kal dünyada

mirasını aldım baba!

 

ben küçük bağ evinden hiç çıkmadım

iki elimi ısırdım icabında

hangi kıyafet içinde ne söylenirse söyledim

beni çocuk polisine teslim etmiştin

yurttan kaçıp, aileme dönmediğim gün

toprak kaybı değil, vatan kaybı,  yaşadıklarımız

sert bir cisimle vuruyorlar beni şimdi toprağa!  

 

 

TÖREN TEKERLEMESİ

 

kim bir şeyi çok seviyorsa

ona köle olmuştur

düğmesiz gömleğim böyle diyor

oyunun bitmesini bekle

sonundaki karanlığa bak

kaya sanmaktan vazgeç kendini

tören tekerlemesi yapıyorum ütülü elbiselerle

en son kim ütüledi kısa pantolonumu

düşecek bir damlayı hesapla her işte

ay tutuldu, barışacağız dünyadaki her küsle

kılıçların sesi duyulmaz

deve dikeni yaprakları toplanmaz

gönüllü annelik yapma bana

yay görevi görüyorum, rüzgar direnci

geliyor üstüme

yastık kullanmayalım bu kez

güney çıkıntısında beni bekle

bir ev açacağım, bendeki yas bitti

kahverengi bir çarşaf..

uşak ölü yatıyor

çocuğumuzu bayram kesti

mısır nerede, neden boş geldin?

iyiliklere alışacaksın

yorgan esir oyununda kayboldu

yakışıklı kuş,  benim üzerimde

hoş geldin kardeşimin kızı diyeceğim

mercimek kemiğimden öpsene

 

dağa tırmanan ilk insan ben değilim

kara cesaret var ya üzerimde

çalımıma bakarsan ölümün çeperinde dolaşırım hep

değerli kumaşlardan dikerim sevgimi

örttüğün yazmalar

kaybettiğin patikler hep ezberimde

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ