POE ve ÖLÜMÜ - Adam ABEL

POE ve ÖLÜMÜ - Adam ABEL

 

Sanat tarihinde öyle ölümler yaşanmıştır ki fakat hiçbirinin üzerinde, Edgar Allan Poe’nun ölümü üzerinde durulduğu gibi durulmamıştır. Edgar Allan Poe’nun ölümünün üzerinde bu kadar durulmasının sebebi neydi; yazdıkları mı, yazdıklarıyla beraber çok konuşulan ve yaşadığı dönemde çok da tasvip edilmeyen yaşam tarzı mı, aşkları mı; aşkları yüzünden başının belalardan kurtulmayışı mı? Elbette bu ölümün üzerinde, bu kadar fazla durulmasının nedeni bunlardan biri ya da bunların dışında bir sebebi daha olabilir… Peki bu büyük şair ve yazarın ölümü nasıl ve hangi nedenle gerçekleşti?

1849 yılının ortalarında Edgar Allan Poe, Baltimore Limanı’nda tekneden inip serin bir havada, tıpkı esrarengiz roman karakterlerinden biriymiş gibi yürüdü. O zamanlara baktığımızda Edgar Allan Poe Amerika Birleşik Devletleri’nin geçireceği iç savaşa az kalmışken, bir Amerikalı olarak uluslar arası üne kavuşmuş bir edebiyatçıydı. Bu tarihlerde Baltimore çevrelerinde görülen Poe, bir süre sonra ortalıktan kaybolur. Bir aya yakın süre sonra çoğunlukla düşmüşlerin zaman geçirdiği bir pavyonda, gayet safça ve başkalarının kıyafetleri içinde görülür.

Peki sormalı; uzun bir süre ortalıktan kaybolan Poe, neden o pavyondaydı? Daha önce o pavyonda zaman geçirmiş miydi? Çevresinde onu tanıyan kimseler var mıydı? Bu soruları bir kenara not alıp hikayemize devam edelim.

Amerika’nın ilk büyük yazarı sıfatını alan Edgar Allan Poe’nun, Baltimore Sokakları’ndan birinde (düşmüş bir halde görüldüğü ilk yer olan pavyona yakın bir yerde) deliryum hali Joseph Walker adlı bir vatandaşın dikkatini çeker. Joseph Walker’ın söylediğine göre “Büyük bir üzüntü hali içinde ve acil yardımı gerektirecek durumda” olan Edgar Allan Poe, kendisi tarafından Washington Medical College’e kaldırılır. Burada ömrünün son dört gününü büyük zorluklarla geçiren Poe’nun, ölmeden önce geçirdiği son gece “Reynolds” adını sayıkladığı ve son sözlerinin de “Tanrım zavallı ruhuma yardımcı ol!’’ olduğudur. Ama bu anlattıklarımızın; ölüm belgesinin bile birden bire yok olmasını da göz önüne alarak söylentiden ibaret olduğunu belirtmeliyim. Reynolds’u araştırıyoruz; öyle biri yok! Peki ölümü?  Ölüm belgesi kayıp olan, hayatı az da karışık olmayan ünlü yazarın ölümü üzerinde biriken şüphelerin üzerine yeni şüpheler ekliyor. Ölümü hakkında onlarca teori üretilirken en göze gelenlerin üzerine yoğunlaşacağız…

Bunlardan en önemlisi, çok genç yaşlardan beri kurtulamadığı belki de hiç kurtulmak istemediği içki alışkanlığıdır. Edgar Allan Poe’nun alkol alışkanlığının altında yatan travmalar doğduğu ilk günlerde başlıyor. İngiliz aktris Elizabeth Arnold Hopkins Poe ile aktör David Poe’nun ikinci çocuğu olarak 19 Ocak 1809’da Boston Massachusetts’de doğdu. Poe’yu dünyaya getiren bu evlilik gayet ünlü ve başarılı olan çiftin hayatına bir gölge gibi çöktü; iş hayatlarında başarısızlaşmışlardı. Poe’nun çok güzel olan annesi, Poe’nun doğumundan bir yıl sonra terk edilmiş bir kadındı artık. Terk edip giden kocasından sonra, istediği erkeği elde edebilecek güzelliğine karşın, kadersiz ömrü buna mani oldu. Elizabeth Arnold Hopkins Poe, Edgar Allan Poe daha iki yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Daha iki yaşındayken, William Henry Leonard Poe adlı ağabeyi ve kız kardeşi Rosalie Poe ile ortalarda kalan Edgar Allan Poe bir tarafa, abisi ile kız kardeşi bir tarafa evlatlık verilmişlerdi. Yetim kardeşleri ailelerine alışmışlardı; ama Edgar Allan Poe kendi hayatından hiç memnun değildi. Ve iki yıl sonra onu birazcık da olsa huzura ve maddi rahatlamaya götüren Allan ailesinin yanına yerleşti. 

Köle tüccarlığı da yapan bu aile, resmi olarak Edgar Allan Poe’yu hiç evlatlık edinmediler ama tarihe yazılacak o adı; Edgar Allan Poe’yu onlar verdi. Allan ailesi, 1812 tarihinde Poe’yu Episkopal Kilise’sinde vaftiz ettirdi. Üvey baba John Allan, üvey oğlunu bir yandan şımartırken bir yandan katı bir disiplin uyguluyordu. Hem katı disipline de çok gerek yoktu doğrusu; yaşadığı lüks denilebilecek hayatın içinde durabilmeleri için yaptıkları işler onları bir makineleşme çarkının içine sokuyor ve katılaştırıyordu. Aile, iş nedeniyle mi yoksa başka bir nedenden mi tam olarak bilinmez, bir süre çok gezmek zorunda kalmış ve baba John Allan’ın doğduğu İskoçya’da ilkokula gitmiş ve daha sonrasında 1816’da Londra’ya dönen aile nedeniyle eğitimine Chelsea’de yatılı bir okulda devam etti. Daha sonrasında Londra’nın 6 km kuzeyindeki  Stoke Newington Banliyösu’nda Rahip John Bransby’in okuluna katıldı. Küçük bir çocuğa göre fazlasıyla hızlı bir hayat yaşıyordu; yetimdi ve hiç bekleyemeceği lüks bir hayatın içindeydi. 

Üvey ailesinde sıcaklığı bulmuş ve bir nevi onları aile olarak kabullenmişti Poe. 16 yaşına geldiğinde hayatında hep bir yeri olacak ilk aşkını yaşıyordu; Elmira. Yakın komşularıydı, 15 yaşındaydı. Bu aşkı yaşadıktan bir iki sene sonra üniversite hayatı başladı. Ama öyle ki bu süre içinde Elmira ile nişanlanan Poe’nun ailesinin maddi durumu da sıkıntıya girmişti. Üniversite öğrencisi Poe, ailesinden yeteri kadar destek alamamasından dolayı, üvey babasından öğrenebildiği kadar ticaret yapıyordu. Ama ticari faaliyetleri de Edgar Allan Poe’ya yetmiyor; para için boksörlük yapıyor ve kumar oynuyordu. O dönem yakın arkadaşlarından biri, onu; “çok parlak bir karaktere sahip” olarak sıfatlandırıyordu. Maddi imkansızlıklardan dolayı gece hayatına iyiden iyiye giriş yapan Poe’nun alkole sarılması da bu zamanlara tekabül ediyordu ki nişanlısıyla ilişkisinin bitmesinin nedeni de bu oluyordu.

Hayatında daha genç yaşta alkol nedeniyle kaybetmeye başlayan Edgar Allan Poe, bu zamanlarda yazmaya başlamıştı. Alkol sorunu onu ailesinden uzaklaştırıyor, çevresinde bulunan kişileri kaybettiriyordu; acaba hayatını kaybetmesine de yıllar sonra alkol mü neden olmuştu? 

Herhangi bir alkoliğin, bir pavyonda ölene kadar içtiği görülmüştür. Alkolle gelen ölümlerin çoğu; kan zehirlenmesi, merkezi sinir sisteminde gerçekleşen travmalar nedeniyle beynin nefes almayı sağlayan kısmının zarar görmesi; nefes almanın gerçekleşememesi, kendinden geçmiş bir durumda kendi kusmuğu, hatta tükürüğüyle boğulma, sarhoşluk durumunda soğuktan donma şeklinde görülebilir. Poe bu ölümlerden hangisini yaşamış olabilir? Çok genç yaşlarda çevresi tarafından böyle bir ölümü yaşayabileceğine inanılıyorken; Edgar Allan Poe’nun alkol nedeni ile öldüğüne dair hiçbir güçlü kanıt yoktur. Hastanede yattığı süre içinde alkol zehirlenmesi geçiren kişilerin gösterdiği etkileri göstermemiş ve buna karşı uygulanılan tedavilerin hiçbirini görmemişti. 

Edgar Allan Poe, genç yaşlarından beri çeşitli paranoyalar yaşayan biriydi. Yazdıklarından da bu fazlasıyla hissediliyordu. Son zamanlarında sürekli izlendiğini defalarca dile getiren Poe, ya bir sinir harbinin içinde halüsinasyonlar görüyordu ya da paranoya da olsa tavırları ve söyledikleri altında gerçekler yatıyordu. Bu kitabı hazırlamamın nedeni olan belki’li gerçeklerden birini; Baltimore’da bulunan Poe Müzesi Müdürü Jeff Jerome bir belgesel için verdiği röportajda şöyle dile getiriyor:

- O zamanlar seçim dönemini yaşıyordu şehir.O dönemlerde siyasetçiler polisleri kiralayıp, insanları kaçırıyorlar ve zorla kendi lehine oy kullandırtıyorlar ve bazen kendileri onların yerine oy atıyorlardı. Ama seçmen kişinin kendisinin bizzat oy kullanması daha risksizdi ve çoğunlukla bu yöntem kullanılırdı. Peki bunu nasıl yapıyorlardı; insanların kendi lehine oy kullanmaları nasıl sağlanıyordu? Kaçırılan insanlar depolara ya da bakımevlerine kapatılıyordu. Bu tutsak kişilere alkol verilip, sarhoşluk halleri hep kontrol altında tutulurdu. Seçim vakti geldiğinde, bu insanlar toplanır ve zorba siyasetçilerin istediği partiye çarpı attırılırdı. Siyasetçiler bununla da kalmaz, kendinde olmayan bu kişilerin üzerinde bulunan kıyafetler çıkarılıp, başka kıyafetler giydirilip, başka bir seçmenmiş gibi oy kullanması sağlanırdı. Yeteri kadar oy kullandıklarında ya da çok sarhoş olup oy kullanmayacak duruma geldiklerinde bir sokak köşesine bırakılırlardı.

Belki de Jeff Jerome için Edgar Allan Poe’nun ölümü altında yatan en büyük gerçek buydu. Ama bu şekilde kaçırılan ve alkol ile bir nevi işkenceye maruz kalan bir kişi nasıl olur da kaldırıldığı hastanede bunun tedavisini görmez! Poe hastaneye geldiğinde Doktor Morgen da ilk olarak alkol zehirlenmesinden şüphelenmişti. Ama gerekli incelemelerinden sonra kullandığı alkolün onu bu duruma getiremeyeceğini anlamıştı.

Poe’nun alkol nedeniyle ölmediğini kabullenelim. Hatta ve hatta sarhoş halinin altında alkolün yatmadığını varsayalım. Peki Edgar Allan Poe’nun bu bitkin ve kendini kaybetmiş halinin altında yatan ne olabilirdi? 

“... Merhametin görünüşüne büründüler önce, beni kurtarabilecek beyaz ve zarif hatlı meleklere benziyorlardı ama sonra birdenbire, ruhumun üzerine en ölümcül bulantı çöktü ve vücudumdaki her kas galvanik bir pilin teline dokunmuşum gibi titredi, melek görüntüleri, kafası ateşten tuhaf hayaletlere dönüşürken onlardan bir yardım gelmeyeceğini gördüm. Sonra aniden, mezarda nasıl tatlı bir istirahat olabileceği düşüncesi hoş bir müzik gibi dimağıma sızdı. Düşünce yavaşça ve hissettirmeden belirdi, tamamen etkili olması ise uzun zaman aldı; ama ruhum sonunda onu hissedip hoşlandığında, yargıçların silüetleri silindi, sihir gibi, önümdeki uzun mumlar hiçliğe battılar; alevleri tamamiyle söndü, kötülüğün karanlığı da ardından; tüm duyularım, ruhun Hades’e inişini andıran hızlı bir çöküşte yutulmuş gibiydiler. Sonra sessizlikten, durgunluktan ve karanlıktan başka bir şey kalmadı.’’

Edgar Allan Poe’nun 1842 yılında yazdığı ‘’Kuyu ve Sarkaç’’ adlı öyküsünde; “ruhumun üzerine en ölümcül bulantı çöktü ve vücudumdaki her kas galvinik bir pilin teline dokunmuşum gibi titredi’’ cümlesini kurduğu bölümde, bir epilepsi krizinin yaşandığı anı anlatıyor olabilir.Ve bu cümleleri kovalayan cümlelerin birinde; “Sonra sessizlikten, durgunluktan ve karanlıktan başka bir şey kalmadı.” krizin son bulmasıyla beraber gelen baygınlık hali anlatılıyor gibi. (Bu kitabın ilerleyen bölümlerinde Edgar Allan Poe’nun epilepsi hastası olabileceğini destekleyen kanıtlar sunacağım.) Bu dalda uzman birçok bilim insanı bu metinlerin bir epilepsi krizinin tarifi olduğunda hemfikir.

Acaba Edgar Allan Poe’nun çevresinde yaşayan tüm insanları kendisinden uzaklaştırmasının altında yatan dengesizliğin sebebi, kullandığı ilaçlar ve bu ilaçlara olan bağımlılığı mıydı? Ne olursa olsun yazarak, sadece yazarak yaşamını sürdürmeye çalışan ve bazı aşamaları tamamen kendi emeğiyle katetmiş bir kişi kendini bu kadar sokaklara düşürecek şekilde alkolik olabilir miydi? Sadece okur kitlesi sayesinde ekmek kazanan bir kişi, hayatından bu kadar kopabilir miydi? Epilepsi teorisi karşımıza çıktığında, Edgar Allan Poe’nun alkolik yanı, ölüm sebepleri listesinde gerilere düşerken yeni bir sebebi ortaya çıkarıyordu; ilaç bağımlılığı!

Küçük kapsamda kronik nöbetler geçiren kişiler ya da bu nöbetleri 7 8 geçirmemek için kullanılan ilaçların yan etkilerine maruz kalan ve bu ilaçlara bağımlı olan kişiler, günümüzde bile toplum tarafından hor görülürken, Edgar Allan Poe’nun, kendisi tarafından bile anlaşılamayışının nedeni bu olabilir belki. Sürekli dalgın halde olan bu kişilerin konuşması bozuk olur ve bir sarhoş gibi görülen bazı epilepsi hastalarından biri olabilecek ünlü edebiyatçı bu yüzden hayat karşısında düşenleri oynamak zorunda kalmış olabilir.

Bunları tam olarak kanıtlamak, Edgar Allan Poe’nun hastanede yattığı sürece tutulan raporların kaybolmasıyla imkansız hale gelse de; zaten nöbetler yüzünden rahatsız olan beyin, sürekli alkol alımıyla beraber, daha kötü hale gelmiş olabilir.

Poe’nun yaşadığı dönemde, belki de genetik biliminin gelişmemesinden dolayı büyük yazarınçöküşü bir “ahlaki çöküş” olarak adlandırılıyordu. Ve manevi ailesi ile bağları da bu nedenleri daha 19 yaşındayken kopmaya başlıyordu. Bu bağların yıprandığını düşünen üvey baba John Allan, Poe’nun üniversite hayatında tanıştığı alkol ve kumar bağımlılığından kurtulmasının onun için iyi olacağını düşünüyordu. Ve bu düşüncesi doğrultusunda Poe’yu üniversiteden zorlamalarıyla aldırdı ve ona bir tezgah arkasında iş buldu. Onun bir tezgahtar olmasını bekleyen babasına karşın, Poe borçluların onun peşinde olmasından dolayı evden kaçtı ve yaşını büyük göstererek orduya katıldı. Kısa zamanda terfiler alan Poe binbaşı olmuştu. Yazarlığında büyük bir gelişme gösterdiğini düşündü ve 1931 yılında ordudan ayrıldı. Onun için karnını doyurabilecek kadar para kazanması yeterliydi ve bunu yazarlıkla sağlayabileceğini düşünüyordu.

Baltimore’da teyzesinin yanına yerleşti Poe. Bu zamanlarda ağabeyinin ölümüyle beraber hiçbir dayanağının kalmadığını düşündü ve yazarlık hayallerine daha sıkı sarıldı. Fakat dönem çok zorluydu, Amerika’da telif yasaları daha düzenlenmemişti bile.Yayın organları yeni yazarlara şans vermektense, meşhur İngiliz yazarların eserlerine yer vermeyi yeğliyordu. İki çocuklu dul halasının küçük ve mütevazı evinde kendine ait bir odası vardı. Ve Edgar Allan Poe’nun tarih sahnesinde hep yanında anılacak kuzeni Virginia Eliza Clemm, Poe’ya aşık oldu. Her ne kadar çalkantılı bir evlilikleri olsa da Edgar Allan Poe erken yaşta ölecek eşi Virginia’nın hastalığından ölümüne kadar yanından hiç ayrılmadı. Bu ölüm onun edebiyatının genelinin dip köşelerinde hep gezip dolaştı. En önemli eserlerinin temalarında hep bu ölümün etkisi olduğu düşünüldü. Virginia 24 yaşında veremden olduğu düşünülerek hayata gözlerini yummuştu. 

Evlilikleri maddi zorluklarla geçiyor, Poe iş için gezdiği şehirlere karısını da götürüyordu. Yaşadığı dönemde, bulunduğu şehirlerde kullanılan sokak lambalarından ev lambalarına kadar tüm aydınlatma gereçleri gaz ile çalışıyordu. Bu şehirlerin eski fotoğraflarını dahi incelediğinizde, bu gaz lambalarının şehire saçtığı zehir göze gelir şekilde. Gaz lambalarında kullanılan gaz ile zehirlenme sonucu ölümler o dönemde fazlasıyla yaşanmasına rağmen bu, o dönemin şartlarına göre çok da anlaşılır bir durum değildi. Acaba Virginia’nın ölümünün altında bilinenin aksine verem değil de bu tür bir zehirlenme mi yatıyordu; hatta ve hatta yoksa Edgar Allan Poe’da da mı?

Tarihler boyu Amerika’nın ilk büyük yazarı olarak anılan Edgar Allan Poe’nun ölümü yine Amerika’nın bilim insanları tarafından araştırılası bir öneme sahip olmuştur.Öyle ki çoğu bilim insanı Poe’nun eserlerinden yola çıkarak teoriler üretmiş ve çeşitli bilimsel araştırmalar yapmıştır

“Kalbimin çılgınca attığını hissediyordum. Ellerimin ve bileklerimin damarları neredeyse patlayacaktı. Şakaklarım vahşi bir şekilde zonkluyor, gözlerimin yuvalarından çıktığını hissediyordum. Şaşkınlık üzerine şaşkınlık dalgalar halinde yayılıyordu tüm hayatıma.” Öykülerinden birinde geçen bu cümleler ve daha onu aşkın öyküsünde yazılan cümleler ABD Çevre Mühendisliği Başkanlığı Yöneticisi Albert Donnay’e göre karbonmonoksit zehirlenmesini anlatıyordu. Hemen hemen tüm öykülerinde geçen göz kararmaları, nefes daralmaları ünlü araştırmacı Donnay’in ilgisini çektiği gibi, bu karbonmonoksit zehirlenmesini yattığı hastanede de yaşabileceğini öngörüyor.

Bu ölümün nedenin peşine düşen sağlık bilimcileri, Poe’nun okur kitlesinden kişilerdir. Okurlarına göre Poe genelde yaşadıklarını yazan bir yazardı. Okur, hep böyle olmasını istemez mi? Poe’nun ölümü ile ilgili teorileri yazdıklarından esinlenerek üretmek ne kadar doğrudur? Edebiyat dünyasının içinde olan yazar ve eleştirmenler, bilim insanlarının tersine (çoğunlukla), Poe’nun eserlerinin hayatıyla çok ilgili olduğunu düşünmemektedir.

Discovery Channel’ın hazırladığı bir söyleşide Edgar Allan Poe Evi ve Müzesi Müdürü Jeff Jerome çoğu edebiyatçının gözünden gördüklerini şöyle özetliyor:

“Poe’yu şu şekilde tanıyorum; ölüm, belirsizlik, hurafeler ve cinayet takıntılı karanlık, fesat bir adam. Poe deli olduğu için değil okuyucuların bunu talep ettiğini düşündüğü için korku öyküleri yazdı. Okurlar ne istediyse, o da onlara onu verdi.”

Poe’nun yazdığı çeşitli makalelerde bu açıkça dile getiriliyor. Poe’nun o dönemin eleştirmenlerinin eserleri hakkında yaptığı yorumlara dikkat etmesi, eserlerini bu doğrultuda yazmasına neden olabilir. Öyle ki Amerika Birleşik Devletleri tarihinin ilk profesyonel yazar adayının para kazanma kaygısı ile bu doğrultuda eserler vermesi de gayet normal karşılanabilir ki bu yolda başarılı olduğu inkar edilemez bir durumdur. Edebiyat tarihinde modern kısa öykücülüğün kurucusu olarak görülebilecek bir yazarın hayattan bu kadar kopuk, kimse tarafından sevilmeyen bir adam olması da kabul edilebilir bir durum değildir. Peki bu görüşe karşı; Edgar Allan Poe’nun cenazesinde yalnızca neden dört kişi vardı? 

Amerika ve Dünya Edebiyatı’nda böyle bir yere sahip olan EdgarAllan Poe’nun cenaze töreni kimseye haber verilmeden mi gerçekleşmişti, onu sevenler onun cenazesine bir şeyden korktukları için mi gitmemişti? Yoksa Edgar Allan Poe bunu mu istemişti? 

Virginia’nın hastalanmasıyla beraber, onunla daha iyi ilgilenebilmek için alkolü azaltmış ve bu sırada da bir yazar olarak daha da tanınmaya başlamıştı. Bu dönemlerde tanınmış bir yazar olmasına karşın maddi olarak bir rahatlamaya kavuşamamıştı. Yazdığı her yazıdan sadece 15 dolar kazanabilen Edgar Allan Poe’nun eşinin de hayatını kaybetmesiyle ruhen ve fiziken çöküşü hızlandı. Ama kendini toparlaması gerekiyordu ve bunun için mücadele de veriyordu. 39 yaşında dul ve artık ünlü bir yazar olan Edgar Allan Poe’nun karısının ölümünden bir yıl sonra çocukluk aşkı Elmira ile yolları kesişti. 

Elmira ve Poe’nin ilişkisi evlilik yolunda ilerliyordu ve çift bu yolda ilk adımlarını atıp nişanlandılar. Aşkları ile kör olan gözleri önemli bir detayı görmüyor ya da görmek istemiyordu. Elmira’nın kocasının ölümünden bir yıl bile geçmemişti. Bu durum o dönemler hoş görülecek bir durum değildi. Elmira’nın başta ağabeyleri olmak üzere tüm sülalesi bu ilişkiye onay vermiyordu. Ama Elmira’nın yakınlarının bu ilişkiye onay vermemesinin altında yatan asıl neden; Elmira’nın rahmetli kocasının bıraktığı vasiyetti. Bu vasiyete göre Elmira’nın başka biriyle ilişki içinde olmasına karşın, yüklü mirasından men edileceği durumu, menfaatçi Rosyster ailesini Poe’ya karşı düşman etmişti. 

Poe’nun ölümü ile ilgili bu dosyayı hazırlarken ilgimi çeken en önemli durumlardan biri de bu durumdu. Poe’nun sürekli takip edildiği varsayımları; Elmira’nın ağabeyleri tarafından mı gerçekliğe dönüşüyordu? Poe belki de darp nedeniyle geçirdiği bir iç kanama nedeniyle ölmüştü? O dönemin şartlarında bu herkesin başına gelebilirdi ve hastanede fark edilmemiş olabilirdi. Belki de fark edilmişti de… Ne de olsa hastane kayıtları ile ilgili her şey kayıp değil miydi? Öyle ki ölümü ile ilgili teorilerin arasında bir kediden kuduz hastalığına yakalandığı bile olmasının nedeni de bu ilginç kayıptır.

O zamanlarda Poe’nun yaşadığı çevrede kolera salgınları boy gösteriyordu. Öyle ki bir salgında çok kısa süre içinde binlerce insan hayatını kaybetmişti. Poe’nun yazdıklarında çokça hissedilen bu hastalık, arkadaşına yazdığı bir mektubun bulunmasıyla ölümü ile ilgili tüm teorileri yıkıyordu.

Mektupta Phildadelphia’da yaşadığı dönemlerde kolera hastalığına yakalandığı ve bu yüzden çok acılar çektiğini anlatıyordu Edgar Allan Poe. Calomel adında bir ilacı kullandığını ve bu ilaç yüzünden kendini çok kötü hissettiğini yine aynı mektupta belirten Poe, bu ilacı kullanmaktansa Kolera hastalığından ölmeyi yeğleyeceğini belirtiyordu. 

O zamanlar ilaç olarak kullanılan bu madde cıva klorürün ta kendisidir. Cıva vücuda fazla alınırsa, cıva zehirlenmesi yaşanabilir ve zehirlenmenin en yumuşak göstergesi sinir siteminde yaptığı değişiklikler nedeniyle ruhsal dengesizlik ve hafıza kaybıdır. Bununla da kalmayan cıva, sindirim sisteminin sindirebileceği bir madde değildir ve sindirim sistemini altüst edip böbrek yetmezliğine neden olabilir. Poe’nun aldığı notlarda ve arkadaşlarına yazdığı mektuplarda cıva zehirlenmesinin tüm belirtilerini yaşadığını kanıtlayan metinleri bulunmaktadır. 

Ama Edgar Allan Poe’nun çok genç yaşlardan beri hastalık hastası biri olduğu bilinmektedir. İlaçları almasındaki neden sadece bir takıntı olabilir miydi? Bu takıntıları muhtemelen yaşamış olabilirdi. Öyle ki çevresinde bu hastalıktan dolayı insanlar feci şekilde ölüyorlardı ve hastalığın belirtileri arasında karın ağrısı ve iç bulanması gibi kolera olmasa bile yaşayabileceği belirtiler vardı. Edgar Allan Poe’ da hastalık hastası olmasının verdiği travmalardan dolayı Calomel kullanmış olabilirdi. 

Kuzgun şiiri ile edebiyat severler tarafından tanınmaya başlayan, döneminden bugüne ve yarınlara eserleriyle yaşayan-yaşamaya devam edecek Edgar Allan Poe’nun ölümünün arkasındaki sır perdesi, ölmeden önce gelenek sebebiyle kesilen ve günümüze kadar saklanan saç tellerinin incelenmesinden sonra kalkacak mıydı? 

Amerika Silahlı Kuvvetleri Patoloji Enstitüsü’nde yapılan tüm incelemelerde, EdgarAllan Poe’nun saç teli örneğinde karbonmonoksit ve cıva bulundu. Ama buluntuların hiçbiri onu öldürecek oranda değildi. Bu karbonmonoksit ve cıva zehirlenmesi teorilerini rafa kaldırdığımıza göre, Poe’nun ölümünün altında yatan neden ne olabilirdi? Keşke patoloji, Poe’nun bulunan saç telinden hastaneye kaldırıldığı son günleri sunabilseydi. Ama maalesef istediğimiz senaryo, bilim kurgu filmlerinde bile işlenmemiş durumda.

 

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ